
Geçen perşembe çıkan “Yeni ihraç ürünümüz: Damat” yazısına çok sayıda mesaj geldi.
Kimi damatlar gücenmişti. Kimi kendi durumunu anlatıyordu.
Almanya’daki bir sosyal ilişkiler uzmanı, ithal gelin ve damatlarla evlilikler kadar, bu evlilikler sonrasındaki boşanmaların da patlama yaptığını, Alman sosyal kurumlarını en çok meşgul eden sorunun bu olduğunu belirtiyordu.
Bir tıp doktoru ise dışarıda yaşama hayaliyle, yaşlı Avrupalı kadınlarla evlenip Batı’ya göçen işsiz gençlerin, langırt salonlarında vakit öldürdüğünü, dil bilmeyen ithal gelinlerin ise baskı altında bunalıma girdiğini yazıyordu.
Almanya’dan bir ithal damat, “Kızına ya da oğluna eş ithal eden aileler gelen damat ya da geline ‘istikbalin elimizde, istersek geri yollarız’ tehdidiyle esir hayatı yaşatıyor; bu yüzden de damatlar, oturma hakkı alır almaz eşinden boşanıyor” diyordu.
Danimarka’dan bir ithal damat ise, bu yeni akımı fark eden hükümetin ithal eşlere, 50 bin kronluk banka hesabı ve iş sahibi olma koşulu koyduğunu bildiriyordu.
Kemer’de bir tatil köyünde yöneticilik yaparken konuyla özellikle ilgilendiğini belirten bir Mülkiyeli ise konunun taraflarının bu işe niye sıcak baktığını kategorik olarak gözlemişti. Onun mesajını özetleyerek aktarmak istiyorum:
Tesis sahipleri: Resmi olmayan rakamlara göre, geçen yıl Antalya bölgesindeki turistik tesislerde komi, garson, bulaşıkçı vb. olarak çalışan 30 yaşın altında 1368 kişi evlenerek Almanya ve Belçika’ya gitti. Bunların 4′ü bizim tesistendi. Tesis yöneticileri, bu vesileyle çalışanları bedavadan yurtdışında dil öğrenip dönecek umuduyla, (“Dönmezse de kıdem tazminatı cebimize kalır” diye) evlilikleri özendiriyordu. Ama ben, komi olarak gidenlerin, çalıştığı tesise müşteri olarak geldiğini gözümle gördüm.
Türk ana babalar: Çocuklarının sezonluk bir işte çalışacağı yerde Avrupa’ya damat gitmesini tercih ediyorlar. Hele çoğu 20′sine basmamış güzel gelinleri görünce hepten teslim oluyorlar. Asıl istekleri, gelinleri ve dünürlerinin yardımıyla oğullarına bir iş kurabilmek…
Yabancı ana babalar: Sorulunca kızlarının seçimine saygı duyduklarını söylüyorlar. Kızlarının sorumsuz arkadaş çevresinden hoşnut olmayan çoğu aile, onun gözlerinin içine bakan, sıcakkanlı damat karşısında kültür farkını, mesafeyi filan unutuyor, “Antalya Almanya’ya 4 – 5 saat… İleride biz de yerleşip bir pansiyon işletebiliriz” diyor. Dünürlerinin kendilerine ve kızlarına gösterdikleri ilgiden şaşkınlar. Türkiye’de AIDS vakalarının az olmasını bile gerekçe gösterenler var. Avrupa’da çözülen aile kurumunun ve eşe bağlılığın burada hala yaşaması onları etkiliyor.
Kuzeyli gelin adayları: Daha çok Rusya ve Ukrayna’dan geliyorlar. Yeni kuşak, eskiler kadar ülkesine bağlı değil. Çoğu dışarıda yaşamak istiyor. Rus erkeklerinin
sarhoş, bencil ve işsiz olmasından şikayetçiler… Kaldığı otelin güvenlik görevlisiyle evlenen bir Rus cerrah, gerekçesini “Bana bağlı, beni seven bir kocam ve üzerime titreyen bir ailesi var” diye açıkladı. Şaka yollu cinsel yaşamlarını sorunca Türk erkeklerini yatakta daha sevecen bulduklarını anlattılar. Kızları Türkle evli bir Rus ailesi, “Baştan korktuk, ama dünürlerle tanışınca rahatladık, şimdi küçük kızımızı isteyen olursa verebiliriz” dedi. Burdur Bucak’ın dağ köyüne gelin veren bir Rus aile ise, “Gorki’nin, Solohov’un anlattığı dağlar, yaylalar, insanlar, komşuluklar var burada” dedi hayranlıkla… Nişan gecesi köylülerin bir kısmının kız tarafını temsil etmesinden çok etkilenmişler mesela…
Halihazırda pek kimsenin dikkatini çekmese de, sanırım Avrupa ile birleşme, ithal eşler yoluyla gerçek anlamıyla sağlanıyor. Ne ki, halklar arasındaki bu yakınlaşma, henüz politik düzeye yansıtılamıyor
Kaynak : Candundar onemlı bı kaynaktır
Query Willy